Gönderen Konu: Şiirler Başlasın :P  (Okunma sayısı 1602 defa)

iLLetinamE

  • Yönetici
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 34
    • Profili Görüntüle
Şiirler Başlasın :P
« : 11 Mayıs 2018, 06:37:03 »
         Hikaye
Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz!
             
Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliğe hasretim
Okşa biraz!

Benim doğduğum köylerde
Buğday tarlaları yoktu,
Dağıt saçlarını bebek
Savur biraz!

Benim doğduğum köyleri
Akşamları eşkıyalar basardı.
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
Konuş biraz!

Benim doğduğum köylerde
Kuzey rüzgârları eserdi,
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
Öp biraz!

Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
Benim doğduğum köyler de güzeldi,
Sen de anlat doğduğun yerleri,
Anlat biraz!

Cahit Kulebi.
« Son Düzenleme: 11 Mayıs 2018, 09:53:45 Gönderen: iLLetinamE »
DostlarıyLa uğraşanlar, Düşmanlarıyla SavaşamazlaR.

iLLetinamE

  • Yönetici
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 34
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hikaye
« Yanıtla #1 : 11 Mayıs 2018, 06:38:38 »
       ÇakıL
Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın
Bir gelincik sinsi sinsi kanar
Seni düşünürken
Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır
Deliler gibi dönmeğe başlar
Döndükçe yumak yumak çözülür
Çözüldükçe ufalır küçülür
Çekirdeği henüz süt bağlamış
Masmavi bir erik kesilir ağzımda
Dokundukça yanar dudaklarım
Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde.


Bedri Rahmi Eyüboğlu
DostlarıyLa uğraşanlar, Düşmanlarıyla SavaşamazlaR.

iLLetinamE

  • Yönetici
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 34
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hikaye
« Yanıtla #2 : 11 Mayıs 2018, 06:40:17 »
        Gidişini Anlatıyorum
Sen gidiyorsun ya işine yetişmek için
Saçlarını, gözlerini, ellerini
Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya
Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
Termometrede yükselen çizgi çizgi
Kim bilir nerelerde soğuyorsun

Senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen
İnsan insan bakan gözbebeklerin
Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder

Ne gelirse onlardan gelir bana
Çalışma gücü yaşama direnci
Mutluluk gibi kazanılması zor
Mutluluk gibi yitirilmesi kolay

Bir açarsın ki mutluyum
Bir kaparsın her şey elimden gitmiş

#Rıfat Ilgaz
DostlarıyLa uğraşanlar, Düşmanlarıyla SavaşamazlaR.

admin

  • Yönetici
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 3
    • Profili Görüntüle
Ynt: Şiirler Başlasın :P
« Yanıtla #3 : 11 Mayıs 2018, 09:50:44 »
Korkuyorum,

Yürüdüğüm zaman değil de düştüğümde yanımda olmayanlardan.

Melek gibi görünüp kuyumu kazan şeytanlardan.

Yol bitmediği hâlde yarısında bırakanlardan,

Sahte gülenlerden değil de öyle olmayı başaranlardan.

Korkuyorum,

Yaşadığı her günü anlamsız sayanlardan,

Dışarıya olan sevgisi günbegün azalanlardan,

Paylaşma duygusunun faziletinden kaçanlardan,

Düşünmeyi unutup, güdülmekten hoşlananlardan.

Korkuyorum;

Yanlış olmasıyla ilgilenmeyip, bildiğini okuyanlardan,

Güzellikleri örtüp, kusur avına çıkanlardan,

Kendine saygısı olmadığı halde menfaat peşinde koşanlardan,

Her cümlesinde dini kullanıp, yine de habersiz olan yaradandan,

Korkuyorum;

Sadece kendini düşünüp hâlden anlamayanlardan,

Geleceğe dair en ufak kaygısı olmayanlardan,

Ailesinin kıymetine zamanında varamayanlardan,

Yaşadığı toprağı yükseltmeyip, Atasına sahip çıkmayanlardan...

Ve yine korkuyorum,

Gün geçtiğinde kötü hatırlanmaktan,

Ölümün bile hayırlısını yaşayamamaktan,

Dün olan her şeyi unutup, bugün umarsızca yaşamaktan,

Mutluluğu görmeyip sonrasında pişman olmaktan, korkuyorum...


#Alper Kaya

iLLetinamE

  • Yönetici
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 34
    • Profili Görüntüle
Ynt: Şiirler Başlasın :P
« Yanıtla #4 : 11 Mayıs 2018, 09:52:40 »
Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.

Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim ..........
..........


#Nazım Hikmet Ran
DostlarıyLa uğraşanlar, Düşmanlarıyla SavaşamazlaR.

iLLetinamE

  • Yönetici
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 34
    • Profili Görüntüle
Ynt: Şiirler Başlasın :P
« Yanıtla #5 : 11 Mayıs 2018, 09:56:15 »
           Ceviz AğaCı
Başım köpük köpük bulut,
içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
budak budak, serham serham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril.
Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil


Yapraklarım ellerimdir tam yüz bin elim var,
Yüz bin elle dokunurum sana, Istanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir.Şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, Istanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında

#Nazım Hikmet
DostlarıyLa uğraşanlar, Düşmanlarıyla SavaşamazlaR.

iLLetinamE

  • Yönetici
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 34
    • Profili Görüntüle
Ynt: Şiirler Başlasın :P
« Yanıtla #6 : 11 Mayıs 2018, 09:57:14 »
Kine EZ
Bir devir aşk diye beni doğurdu
Aldı bedenimi Mağrip sıtmalarından
Nil diplerinden söktü ruhumu

Sisli denizlere açıldım bir zaman;
ne altın ne meyve,
yad olsun keşfettiğim kıyılar
Zamanın hayatla içlendiği çöllerde
bir çadırım olsun yeter
Ne göreceğim aynalarda
çağ bütünüyle yanılsama
İşkenceye alınıyor eşkalim:
Şehre yeni bir şamata
Gün gelmiş süslü satraplar ünlenmiş
kaç defa ay doladıysa göğsümü
kaç defa bulut püskürdüyse ağzım;
hileli bir rakam düşürdüler sorguçlarından
kadınlar, müziği halka sayan

Ey halk! Ey halk! diye çağırdığım
zaman haritasında körfezler gibi çekilen
hayale dalan rüzgârın önüne
sergiler ve dut yaygıları açan
insanlık eğrileri, ketenpere çömezleri

Yandım daha çağlasında bademin
Bahçeler gözüme yeni bir şöhret
özürün bir köşesinden öbürüne
kenar otu oldum, bir fiy û care
ben oldum, ben oldum
ben oldum da ne buldum Temmuz'un kınnabında
giderek lâl kafiye
göllere vehmedilen gül dolaklı şadırvanda
ama yine "gülün ölüm çağında".

#Adnan Özer
DostlarıyLa uğraşanlar, Düşmanlarıyla SavaşamazlaR.

iLLetinamE

  • Yönetici
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 34
    • Profili Görüntüle
Ynt: Şiirler Başlasın :P
« Yanıtla #7 : 11 Mayıs 2018, 10:00:47 »
 Bu Kadar Mı Kolaydı Aşk...

Dur öyle kal girme ne olur
Girme kırık yüreğime
Belki bir gün bıkarsın
Belkide çabuk çıkarsın
Yine dönersin mazine


Sus ne olur sus konuşmayalım
Sende kalsın sırların
Sakın sevdiğim var deme
Buna dayanamaz kalbim
Henüz alışık değil acı çekmeye


Bekledim saatlerce son durakta
Ne izin rasladım ne yüzüne
Avare avare dolaştım
Acaba diye
Ümidimi hiç kayıp etmedim
Yarınları bilmem ama
İnan ki çok özledim


Hadi şimdi durma
İstersen oynaş sevgimle
Seni çok sevdim Zalım çok
Artık sönmez yangınlar içimde
DostlarıyLa uğraşanlar, Düşmanlarıyla SavaşamazlaR.

Frekans

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 2
    • Profili Görüntüle
Ynt: Şiirler Başlasın :P
« Yanıtla #8 : 30 Temmuz 2018, 17:07:37 »
''İstanbul'u Dinliyorum"
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda
Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor derken
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık;
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı,
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular,
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Başında eski alemlerin sarhoşluğu,
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı
Dinmiş lodosların uğultusu içinde.
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan.
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde.
Alnın sıcak mı, değil mi bilmiyorum;
Dudakların ıslak mı değil mi, bilmiyorum
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.'

iLLetinamE

  • Yönetici
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 34
    • Profili Görüntüle
Ynt: Şiirler Başlasın :P
« Yanıtla #9 : 03 Eylül 2018, 20:44:47 »
Olurda bir gün bıkarsan benden
Önce gözlerini kaçır yavaşça gözlerimden
Sonra ellerin soğumaya başlasın avuçlarımda
Dilinden sevmediğim o ayrılık türküsü
Yüzünden acı bir tebessüm dağılsın dalga dalga
Ben anlarım.

Olur da bir gün bıkarsan benden
Bir bahane uydur her gelişimde sana
Varsın yalan olsun ateşler içinde yattığın
Açmayıver telefonu çığlık çığlığa bağırırken
Baktığımda pencerene kapalı olsun perdelerin
Ben anlarım

Olur da bir gün bıkarsan benden
Tüm alışkanlıklarından vazgeçmeyi dene bir kez
Acıkınca yeme susayınca içme unut nefes almayı
Bir kantar gibi tart tüm zamanı ve düşün
Eğer daha maviyse o gökyüzü daha parlak
Ben anlarım

Olur da bir gün bıkarsan benden
Öyle bir bık ki aşık olmaktan beter olsun
Düşlerine hayâllerine giremeyeceğim kadar bık
Bir yıldız gibi kayarken hayatından sessizce
Ağır gelir taşıyamam sende kalsın son sözün
Ben anlarım

Olur da bir gün bıkarsan benden
Artık titremediğini gönlünün delicesine
Özlemediğini aramadığını beni geceler boyunca
Bir hâyâl sandığını tüm gerçeği
Ve beni sevmediğini yaz beyaz bir mermere
Ben ölürüm.

Ali Akçeken...
DostlarıyLa uğraşanlar, Düşmanlarıyla SavaşamazlaR.

gokdeniz

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 4
    • Profili Görüntüle
Ynt: Şiirler Başlasın :P
« Yanıtla #10 : 29 Temmuz 2019, 07:33:57 »
Uzak yakınlık
Yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
İkimizdik, iki kişi değildik
Bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine
Birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin
Yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum
Sanki bir bakıma ayrılık böyle.

                             Edip Cansever

iLLetinamE

  • Yönetici
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 34
    • Profili Görüntüle
Ynt: Şiirler Başlasın :P
« Yanıtla #11 : 02 Aralık 2019, 08:49:29 »
HAYIR HAYIR HAYIR
Hayır hayır hayır hayır
Gökyüzünde bir çapak gibi duruyorken güneş
Evlerde oturmak bana göre değil
Elimde pergeller, gönyeler, iletkiler
Bir gülün hacmini ölçmeye kalktım
Yanıldığım kesin
Yenildiğim belli değil
Hayır hayır hayır hayır
Bütün şiirlerimi odanın duvarına astım
Ağzım kurudu tükürmekten
Ömrümü cm2'lere böldüm de bir türlü anılarımı Yazamadım
Sarı peruka takmış bir acı
Sokaklarda sürtüyor boyuna, barlarda benim adıma beş tek bir duble konuşuyor
Ancak ölümle diyor, ancak ölümle sağalır yara
Cebimde jeton var, uluslararası
Sylvia Plath'ı arıyorum, mezarında buluyorum konyağını yudumlarken
Bana daha bir incelmiş, ne bileyim daha bir güzelleşmiş gibi geliyor
Thank you very much! diyorum ve jetonumun soluğu tükeniyor
Cüzdanımda mor bir biletten başka bir şey yok
Gecenin son otobüsü çoktan gitti
Durdum ardından baktım
Güneşi sabah sabah burnunu karıştırırken yakaladım
Ay ağlıyordu ve bilmem kaç milyonuncu kez öldüğünü sanıyordu
Parkta çükünden su fışkıran o tuhaf melek heykelinin önünde yüzümü yıkadım
Kar yağıyordu usul usul
Hayır hayır hayır hayır
Paltomun yakasını bir daha kaldırdım, atgözlüğü gibi
Yalnızca önümü görmek istiyorum artık
Kızılay'dan Ulus'a doğru yürürken yolda Pink Floyd için üç şarkı sözü yazdım
Küllerini suyla yoğurup bir hamur yapmak istedimse de boşuna
Doymadı karnım
Radikal takılıyorum son günlerde
Ultra-yalnızlık sokağından geçtiğimden beri
Dün annemin aynasına bir boyunbağı astım
Ve üstüne yapıştırdım on yıl önceki resmimi
Bu kadar bendeki nostalji
Hayır hayır hayır hayır
İpsizin biriyim, doğru
Kendime oniki formalık kara bir defter aldım
Oturdum sarı şiirler yazdım
Artık bana kim inanır
Güneş ve ay yerli yerinde duruyorken
Ve ben sonsuza dek kova burcunun çocuğu
Sanki bir yağmur yağsa oluklardan gök boşanır
Yüzüme öyle dönüp dönüp bakma
Bana artık herşey yakışır
Terzim dünya çünkü, o ki kimlere neleri yakıştırdı
günlerini ölüme teğelledi
ölümlerini unutuşa kopçaladı
Hayır hayır hayır hayır
Duymak istemiyorum artık tek sözcük bile
Niye ben, neden, böyle mi olmalıydı
Aklımı her hafta temizleyiciye vermek
Aç karnına yuvarlamak binlerce birayı
Niye ellerim ceplerimde hala
Niye bir yumruk durumunda değil
Dünyada bir tek insanın bile
Kuracağı bir şeyler vardır
Hayır yaşam hayır ölüm hayır su hayır toprak
Hayır hayır hayır hayır
Çok mürekkep yaladım
ama tükürüyorum burada hepsini
Bütün sözcüklerini
Okuduğum kitapların
Yazdıklarımınsa arasından bilmem ne kalır
Aynalarda her sabah her sabah
O cam kırıklarından oluşmuş yüzü görmekten bıktım
Hiç değilse elişi kağıtlarım olsaydı
İpsiz uçurtmalarım
Göğe fırlatılan bir naylon tabak gibiyim
Ve kendi kollarıma atılıyorum her keresinde
Hayır yalnızlık hayır kimsesizlik hayır sıla hayır gurbet
Hayır hayır hayır hayır
Gezinip dururum yıllardır
Koltuğumun altında
Radarlardan kurtulmuş üç beş kitap
İyi demlenmemiş bir çay gibi kaldım
Kırdım dolduğum tüm fincanları
Bana iyilik edenlerin yüzüne tükürdüm
Ve sevdim düşmanlarımı
(Atılan güller solar, geride hep taşlar kalır)
Hayır hayır hayır hayır
Ne saptan yanayım şimdi ne de baltadan
Kırdığım ceviz sayısı kırkı geçmedi daha
Ama hiç değilse az kaldı
Hele bir geçsin
Olurum iyi bir aile babası
Hayır akşam hayır yol hayır otobüs hayır ev
Hayır hayır hayır hayır
Ölüm ki ancak bir başka ölümle yıkanır
Teneşirler bu yüzden hep beyaz kalır
Kandan, pıhtılaşmış kandan bir anıt yükseliyor önümde
Gece artık bütün günü içeriyor
Ve ben umutsuzluk hakkımı elimde tutmak için
Bir sürü saçmalık yapıyorum
Bay garson, sizden özür diliyorum
Demek saat 0.2, demek ki servis çoktan kapandı
Bahşişin güneş olsun iyi mi
Hayır hayır hayır hayır
Toprakta yaralar açıyor her damla yağmur
Kovulacak bir kapı daha bulmak için
Yangın merdivenlerine tırmanıyorum ben
Annem niye böyle uzakta oturuyor
Ve otobüsler niye bu kadar erken
Geçip gidiyorlar ufkumdan
Şöförleri ölü, yolcuları uykusuz
Her gece oniki kilometre yürüyorum
Köstekli saatimi rehin bıraktığım için
Hayır hayır hayır hayır
Kardeşler, bu dünya bana göre değil
Kötü basılmış bir kitap gibiyim
Çamur duygusu veriyorum okuyana
Elimde bir gümüş zincir
Alnımda bir derin leke
Kar mı yağmur mu ne yağdığını bilmediğim bir gecede
Ey hayat, seni sevdiğim için özür diliyorum
Duruyorum önünde, düğmelerim ilikli, aklımın ipleri çözük
Hayır hayır hayır hayır
Yazmak umurumda bile değil
Okumak da bir rastlantıdır artık
Annem üzümlü kek yapıyor mutfağında
Karım akvaryumdaki balıklarla oynuyor
Okul-aile birliğinden gelen bir yazıyı okuyorum bense
Çiçekler bile sulanmaktan bıktılar
Ellerim titriyor, neden bilmem
Belanı mı arıyorsun be adam!
Böyle diyor kimi görsem
Ne yapsam yağmurdan kaçırılmış bir şemsiye kadar saçma kalıyorum şu dünyada
Bütün insanlar tutuklanır sanıyorum
Ellerimi göğsümde kavştursam
Güneşi masturbasyon yaparken yakalıyorum o an
Hayır hayır hayır hayır
Ey hayat
Başımda lacivert berem
Önümde konyak durur
Beni oğlum, beni oğlum diye
Saracaksın ne zaman
Radikal bir çiçeğim ancak kendi saksısında açan
Annesini seven
Oğlunun okul taksitlerini ödemeye hazırlanan
Karısını ancak barışırken görebilen
Böyleyim, sulak toprakta gövermeyen tek ekin
Bilmem bir yerde durur muyum, durulur muyum
Alnıma dövülürse kara bir yalnızlık gibi ölüm
Arkamdan üç kulfallahi bir enam okunsun
Sonra naaşım Tekel kibritiyle yakılsın
Nasılsa gözyaşları söndürür
Hayır hayır hayır hayır
Bırakmayın, beni ölüm götürür...

Ahmet ERHAN
DostlarıyLa uğraşanlar, Düşmanlarıyla SavaşamazlaR.

iLLetinamE

  • Yönetici
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 34
    • Profili Görüntüle
Ynt: Şiirler Başlasın :P
« Yanıtla #12 : 02 Aralık 2019, 08:51:15 »
Geceyarısı, karanlık bir bozkırda
 Işıklar içinde akan bir tren kadar yalnızım
 İçinde onca insan, içinde dünya...
 Soluk soluğa, demirden bir ırmağa mahkum
 Ve bilmeyen sonsuzluk nedir,
 Haklı olan kim bu kargaşada?
 Ateş ve su, yaşam ve ölüm, irin ve şiir
 Ucu bucağı olmayan bu çığlığın
 Ortasında nasıl barışılabilir?
 Anlamak isterim, hangi yasa
 Bir beşikle bir darağacını
 Aynı ağaçtan, ne adına varedebilir?

Sorular sormak için geldim şu dünyaya
 Yaşım acıların yaşıdır
 Boynumu üzgün bir çiçek gibi kırıp da
 Yollara düştügümde, başımda deniz köpüklerinden
 Ya da sabah yellerinden bir taçla
 Yürüdüğüme inanırdım - yanılırdım
 Geceyi günle, acıyı sevinçle kardığım
 Bu söylencenin bir yerinde durakladım
 Ve anlatamadım, konuşamadım bir daha.

Acını ödünç ver bana, gözyaşlarını
 Damarlarında uyuyan sevinci ödünç ver
 Yitirdim çünkü onları da...
 İlenmiyorum, el çırpmıyorum artık
 Ne aklımda yaşadıklarım üstüne düşünceler
 Ne de geleceğime dair bir tasa.
 Gelirken çan çalmıyor yalnızlık
 Bir adam, bir sokak, bir ev
 Yüzler, gülüşler, susuşlar boyunca

Soruların vardı senin, ne çok soruların
 Gözlerin dünyayı eleyip dururdu boyuna
 Bir fısıltı gibi başladı sevgim
 Çığlık oldu, kağıtlarda çiçek açtı sonra
 Sonrası...Mutlu bile olduk bazı
 Artık sen yadsısan da ne kadar
 Ya da ben bilmiyorum mutluluk nedir
 Anlatsın yollar, yollar, yollar...

Şimdi gece, soluğumu verdim içime
 Az önce kağıtlara gül kuruları serptim
 Dolaplardan kekik, nane kokuları çıkardım
 Öylece serptim, seni yazacağım diye
 Sen ki, deniz görmemiş bir deniz kızısın
 Aklımın almadığı bir yerde, öylesin
 Şimdi gece, iki kişilik bu yalnızlık
 Bize artık yeter de artar bile...

Dünyanın ölümünü gördüm, suyun toprağın
 En yakın dostlarımın birer birer
 Vakitsiz açan çiçeklerin, vakitli doğan çocukların
 Ölümünü gördüm, ama kimse
 İnandıramaz beni öldüğüne sevgilerin!
 Yaşam ki bir kum saatidir usulca akan
 Dolan sevgilerimizdir biz boşaldıkca
 Yaşımız biraz da sevgilerimizin akranıdır
 Vereceğimiz tek şey budur dünyaya.

Şu dağılgan yüreğimi, şu köpüklere imrenen
 Yüreğimi bir gün yollara atarsam
 Bir gün gelir nehir yataklarına dolarsam, korkarım
 Suyumun çoğu senden yana akacak
 Bütün sözcüklere adını ekleyeceğim
 Güldeniz, Gülekmek, Gülyağmur, Gülşarap
 Gülaşk, Gülşiir, Gülahmet, Gülerhan
 Ey gül, yaşamım, yitip giden düşlerim!

Gecelerdi, solgun - sessiz tüterdi yüzün
 Yatağımda bir kımıltıydın, dilimde türkü
 Uykusunda konuşurken sesini öptüğüm
 Varmak için beyninin kıvrak dağ yollarına
 Kokundu, bedenimi saran o ince buğu
 Esintisinde usul usul yürüdüğüm
 Ki değişmem yaseminlerle, portakal ağaçlarıyla...

Sanki bir kız yürürdü yollarda
 Evimin sokağına girer, paspasa ayaklarını silerdi
 Kapımı açardı gümüş bir anahtarla
 Sanki hep gelirdi, sevişirdik bazı, konuşurduk
 Tozlu kitapların yığıldığı odalarda
 Kalırdı duvarlarda gülüşünden bir tını
 Yatağımda bedeninden bir oyuk.

Benimse ellerim titrerdi, alnının aklığından
 Saçlarına saçlarına doğru titrerdi
 Şimdi kağıtların üstünde gidip gelen ellerim
 Titremiyor artık, yolunu biliyor şimdi
 Geceyarılarını çoktan geçti
 Bu şiir bitmeyince varolmayacak ellerim
 Ellerim uykusuz, ellerim geberesiye yalnız
 Süzülüp alçalıyor karanlığa doğru.

Bütün yaşamım seninle geçiyor belleğimden
 Seninle var ve seninle sürüp gidecek artık
 Bir akdeniz kentinde limon koklayan
 Ve hep ufkun ardına bakan çocuk
 Acıyı buldu sonunda, kanayan bir gülden
 Çaldı yüzünü bir yaşamlık
 Geçer şimdi dumanlı bir kentin sokaklarından
 Şaire çıkar adı - az buçuk kaçık.

Yeryüzünden silinmiş ırkların sonuncusuyum ben
 Oturup da şimdi aşk şiiri yazmam bundan
 Gülsün köpek sürüsü, lime lime edip
 Bu dizeleri, satsınlar haraç-mezat
 Doğru, benden sonra da tufan kopmayacak
 Ama haykıracağım laflarını tuzla kesip
 Yitip giden bu aşkı, nefesim tükenene dek.

Beynime bir sarkaç gibi vuruyor sorular
 Neresinde yanıldık biz bu yaşamın?
 Hangi el bozdu büyüyü, hangi yazı
 Acılara hüküm verdi, soldan sağa taşarak?
 Kalbimde yıllardır kabuk bağladı yaralar
 Ödüm kopuyor, bir gün hepsi birden kanamaya başlayacak diye
 Yenilmeyeceğim, boyun eğmeyeceğim hiçbir şeye
 Hep direnen bir yanım kalacak
 Adımın soluk izi, acının seyir defterinde.

Şimdi gece, bindokuzyüzseksenikiyle
 Üçyüzaltmışbeşi çarp - oradayım işte
 Yorgun değilim, umarsızım yalnızca
 Geçmişle geleceğin öpüştüğü yerde bir nokta
 Gibiyim ve çoktan dürüldü defterim
 Uçurumlar üstünde uçuşur dizelerim
 Onlara köprü olacak bir beden yoksa da...

Bu benim yalnızlığım, dalsızlığım benim
 Kana kana içtiğim çeşmelerden susayarak ayrılmak
 Titreyen bir ışık karanlıklarda
 Onu kim görebilir, kim tanıyabilir?
 Sonunda hep bir soruyla karşı karşıya kalmak
 Boynumun borcu bu, ödenmedi yıllardır.

Her aşktan böyle bir şiir kaldı bende
 Yaşamımın bir dilimini özetleyen
 Unutuşun çiçekleri bunun için hiç açmıyor
 Donuyor bir gülüş tek bir dizede
 Yaşanmış yüzlerce anı, buruk bir özlem
 Çivileniyor beynimin bir yerlerine
 Geride hayır acılar filan da kalmıyor
 Bir boşluk yalnızca, uçurumlara özenen.

Nefret ediyorum ve seviyorum seni
 Girdiğin bütün kapıları açık bırak
 Birazdan git diyebilirim çünkü...
 Çağım yalnız bırakmıyor beni, ellerini
 Tutuşumda, usulca öpüşümde dudağını
 Çağım aramızda çekilen kanlı bir bayrak
 Uzayan, akan bir irin yolu gibi.

Sözcükleri güden çobanları var kalbimin
 Beynimin yaşamı saran kıskaçları
 Bitsin dediğim yerde bunun için başlıyorum
 Yitirdiğim her şeye dönüp de bakmam bundan
 Sensin yalnızlığa uzanan yolların düğüm yeri
 Ama şu anda içimde öyle çoğulsun ki
 Böyle irkilmezdim dünyayı kucaklasam.

Çapraz yalnızlıklar astım göğsüme
 Yollarda bir savaşçı gibi yürüdüğüm doğrudur
 Gözlerle, dillerle kuşatılmış bir ülke
 Kalbimdir ona tek sınır
 Susmayı bunun için severim bir çığlık gibi
 Donup kalır sesim kendi göğünde
 Onu ne anlayan, ne de duyan bulunur.

Yaşamım sonsuz bir hac yolculuğuna dönüşüyor burada
 Kendi içimde ya da uzak yollarda
 Bulduğum ve yitirdiğim bütün varlıklar
 Bir mozayiğe biçim veriyorlar sessizce...
 Bende dünyanın acısıyla sevinci öpüşüyor
 Irmakların birleştiği o nokta benim
 İtilip tekmelendiğim bütün kapılarda
 Bana atılan her taş şimdi çiçek açıyor.

Bir gün anlarsın beni neden suskunum
 Dünya içimde konuşurken böyle
 Bedenimi aşıyor yorgunluğum
 Karşısında oturduğum masalardan dökülüp saçılıyor
 Bu öyle bir çığlık ki, susuşlar kalıyor geride
 Ondan öte her söz bir saçmalığı büyütüyor.

Adını çoktan unuttum yüzün aklımda
 Ve bu şiiri neden sana adadığımı bilmiyorum
 Ama her güzellik nasılsa kendi adını bulur
 Bunun için ben Gül dedim sana...
 Yine de bir çiçeğe bunca yağmur yağarsa
 Kökleri toprağı saramaz olur
 Üstüne titrediğim her şeyi yitirmeyi öğrendim çoktan

Söylenecek bir tek sözüm kalmazsa
 Çizerim yüzünü kuşların kanatlarına
 Her çırpınışta gökyüzüne dağılır
 Yüzün, hücrelerine varana dek uçuşur.
 Kağıtların aklığına aşkın tortusu çöküyor
 Parklar, sokaklar, söylenmiş ya da söylenmemiş sözler

Yazdıkça biraz daha unutuyorum seni
 Ve her yerde düş tacirleri, şiirseviciler
 Bir şeyleri yorumlayıp duruyorlar aptalca
 Büyüteçlerle inceliyorlar şu yitik ömrümüzü
 Ben aşkın son hasatçısı, son peygamber
 Gülünç, soyu tükenmiş bir varlığı oynuyorum boyuna.

Sana artık bir sığınak olsun bu şiir
 Noterlere ver onaylasınlar - her hakkı saklıdır
 Düşün, kalemimi sen tuttun yazarken
 Yeni okula başlayan bir çocuğa yardım eder gibi
 Öyle acemilikler yaptım ki ben
 Hiç kalır bu şiir onların yanında ve
 Nasıl ayaktayım diye şaşıyorum bazen.

Görüp göreceği son şey bu şiirdir dünyanın
 Çığlığımdan arta kalan bunlar olacak
 Aklımın son kırıntılarını da burada harcıyorum
 Bundan böyle ibreler hep eksiye vuracak
 Yakınmıyorum, yerinmiyorum hiçbir şeyle
 Kalırsa odalarda unutulmuş birkaç şiir
 Bir yeniyetmenin altını çizeceği dizeler benden
 Senin adın nasılsa bir gün hepsini tamamlayacak...


Ahmet ERHAN
DostlarıyLa uğraşanlar, Düşmanlarıyla SavaşamazlaR.